Zirvede ki Aydınlanma

.

.

.

Peki nasıl aydınlanabiliriz ?

-Düşünerek..
Biraz garip gelebilir ama düşünmeye başladığınız an baştan sona herşey değişmeye, düzelmeye başlayacak.Şu an video oyunundaki kuklalar(karakterler) gibisiniz.Adeta robotlaşmışsınız.
“Peki biz düşünmüyor muyuz ? “ diye de soracaksınız.
Sanılanın aksine, evet siz düşünmüyorsunuz.Hiç kimse düşünmüyor.Gündelik hayatta kullandığınız beyniniz maalesef böyle çalışmıyor. Vesvese(şeytan) ve ilhamların(melek) sizi(beyninizi, aklınızı) tetiklemesi sayesinde düşünmeye başlıyorsunuz.Kısacası kendi kendinize düşünemiyorsunuz.Öyle bir işleviniz yok. Onun haricinde beyninize bir anlık elektrik gidiyor ve kesiliyor. (: Bunları sizi aşağılamak için söylemiyorum, durum tesbiti yapıyorum (: Yani yanlış anlamayın, ya da anlayın banane. Sizin ne düşündüğünüz umurumda değil. Sizin düşüncelerinize göre mi yaşayacağım ?

İşte verdiğim bu tepkinin aynısını vermenizi istiyorum. Sorgulayın bazı şeyleri ve kimsenin düşüncesine göre hareket etmeyin. Akıl alabilirsiniz tabii ama o kadar. Başkalarının düşünceleri ile yaşarsanız, siz, siz olmazsınız. Sizin de aklınız var. Yoksa yok mu ? Bu konuyu bir düşünün derim. (:
Ama gerçekten, sanki düşünce mekanizmanız yok.Öyle hareket ediyorsunuz. Dışarıdan kendinize bakamadığınız için fark etmemiş olabilirsiniz.(Gerçi benim gibi başkalarına bakabilirsiniz ama, sıkıntı o zaten.Böyle bir şeyi düşünmek aklınıza gelmiyor.) Tam anlamıyla robot gibi görünüyorsunuz.Robot sürü..Programlanmış gibi.. Herkes kendine biçilmiş senaryoyu oynuyor.Her gün amaçsızca oradan oraya koşuşturuyorsunuz. Biriside durup demiyor ki “Biz ne yapıyoruz lan ?”

Her gün istisnai durumlar hariç sabah 8 akşam 5 çalışıyorsunuz. Tabii bu genelde memurlar için geçerli.Özel sektörde mesai saati esnek, uzayabilir.Hafta da bir gün, hatta her gün(izinsiz) çalışanları biliyorum. Peki ne için ? Siz mal(hayvan) mısınız ?
Robot robot diyorum ama haksız değilim.Her gün toplu taşıma araçlarına bakıyorum ve sizleri canlı canlı deneyimliyorum. 😀
Mallara bu muamele yapılır.Otlatmaya çıkarırsın o kadar.Yer, içer, sıçar.Başka bir şey yok.
Ya sizin kendinize de mi saygınız yok ? Hoşunuza mı gidiyor böyle yaşamak ? Bana ev geçindirmek için böyle çalışıyoruz falan diye bahaneler üretmeyin.Ben size çalışmayın demiyorum. Her şeyin bir düzeni var, tamam, az çok buna da katılabilirim.

Sıkıntı, sizin insan olduğunuzu unutmanız. Kendinize saygınız yok.
Düzen o kadar saçma ki..
Bu saçmalıkta anlayamadığım çok basit bir nokta var. Belki tam bilmiyorum olabilirim, gülebilirsiniz de..
Hafta içi her gün çalışıyorsunuz.Peki bu faturaları nasıl yatırabiliyorsunuz ? (Veya hafta sonu yapılmayan, sadece hafta içi yapılabilen şeyler) Çalışıyorsunuz çünkü, patrondan izin almanız lazım.Bunda da istisnalar dışında, utana sıkıla izin istiyorsunuz. Ben, patron parasını vermeyen ama kendide gidip isteyemeyen birçok insan tanıyorum. Zamanla köleleşmişsiniz. Gidip izin istediniz. E haliyle onlarda(patronlar) paranızı verdiği için size …… muamelesi yapıyor. Kimden parayı alırsanız bir nevi onun o.. oluyorsunuz.. Kusura bakmayın, durum böyle. Alınmaca gücenmece yok. Buradan da tüm o…..lara selam olsun. Yalnız değilsiniz. Herkes …… olmuş anasını satıyım. İşçi ………..

Peki, kapalı alanlarda sigara içme yasağı varya, buna uyuyor musunuz ? Hiç, içip “Parası neyse veririz.” dediniz mi ? Veya içip, cezayı ödememezlik yaptınız mı ?
Araba ile hız sınırını aştınız mı ? Sizi durduran polise “Kimseye çarpıp zarar vermediğim sürece istediğim hızla giderim. Bana karışamazsınız.” dediniz mi ? Atar yapabildiniz mi ? “Araba benim, yolda benim.(devletin malı halkın malıdır)” diyip cezayı ödemeyi reddettiniz mi ? Öyle birşey yapamazsınız. Çünkü sizin düşüncelerinizin, fikirlerinizin hiçbir önemi yok. İstediğiniz kadar mantıklı ve doğru konuşun. Kimse sizi kaale almaz. Çünkü siz KÖLESİNİZ..
Tüm bunları yapmaya, kimseye zarar vermediğiniz halde o cezayı ödemeye mahkumsunuz değil mi ?
Mi ? Mi ? Mi ?
Devlet var, Devletin de kuralları var. Tek bildiğiniz bu. Tarihteki ilk devletin neden( niçin, sebep) kurulduğunu bilmiyor musunuz ? Kabilelerin nasıl devletleşmeye başladığını.. ?

Ortada hiçbir kural yoktu, insanlar düzensiz, saçma sapan yaşıyorlardı ve gelişmek, yükselmeleri için bir düzen şarttı. İlk önce bu düzeni sağlamak, anlaşmazlıklarda herkese eşit muamele edecek bir lider seçtiler.(Kabileleşme, kabile lideri). Sonra insanlar çoğalıp, farklı farklı anlaşmazlıklar, baş edemeyecekleri farklılıklar ve düzensizlik peyda olunca/ ortaya çıkınca, bu kabileler devletleşmeye başladı. Bu sefer bir liderden ziyade, küçük oluşumların birer tane lideri oldu ve onların en tepesinde, hepsini yöneten bir lider bulundu. ( Şu an ki sisteme benziyor bu kabile olayı. 80 il var ama hepsi Ankara’ya bağlı hesabı..)
1 liderleri vardı, yaşıyorlardı, iş-güç vs..

Peki tüm bunlar olurken liderleri, insanları kafalarına göre mi yönetiyordu ? Tabii ki hayır. Tamam liderlik kapasitesi olmayan her insan yönetilmek ister. Ama nasıl ?
Kendileri nasıl yönetilmek istiyorlarsa öyle yönetilirler. Kuralları kendileri koyarlar. Ama kuralları seçtikleri lider uygular. Bu kadar basit.(Çünkü kurallara uyacak olan kendileridir. Bir millet vekiline serbest olan konu halka yasaksa o konuyu milletvekili belirleyemez. Halk kendisi ister, yasak veya serbest olduğunu).. Nasıl istiyorlarsa öyle yaşarlar. Bu kadarda net..

Peki şu an ne oluyor ? İstediğiniz gibi mi yönetiliyorsunuz ? HAYIR..
Bilmem kaç tane milletvekili var ve canları ne isterlerse onu yapıyorlar. Bizim ne düşündüğümüz umurlarında bile değil.( örnek: milletvekilleri alacakları maaşı kendileri belirler, ama halka asgari ücreti, kaç maaş istediklerini sormazlar. İşverene sorarlar. Çalışmıyoruz a…. koyayım diyemiyor musunuz ? Siz çalışmazsanız onlar batar. Ama onlar para vermezse siz batmazsınız. Bu kadar basitken i. gibi çalışıyorsunuz. Neyseee..) Sözde adları MİLLETİN VEKİLİ. Ama ortada vekillik falan yok. Sadece isimde kalıyor.

Sanılanın aksine ülkeyi Cumhurbaşkanı veya Başbakan yönetmiyor. Onların amacı(görevi) bir nevi denetlemek.(Devleti) Sadece imza atarlar. Pek birşeye karıştıkları yok. ( örnek: Cumhurbaşkanının “İdam önüme gelsin imzalayacağım.” dediği gibi. Kendisi idamı getiremiyor.Çok muhterem milletvekilleri İSTERSE idam gelebiliyor. Ama halk istiyor. Onları oraya koymamızın amacı isteklerimizi yerine getirmek değil mi ? Ee ama getirmiyorlar. Niye hala orada oturtuyorsunuz ? ) Milletvekilleri istemezse Cumhurbaşkanı veya Başbakan kafalarına göre bir şey yapamıyor. Şikayet ettiğiniz asgari ücret, vergiler vs. milletvekillerinin suçu. Reis-i Cumhur ve Başbakan bir nevi hedef tahtası. Çünkü 1-2 kişiyi suçlamak, 600 bilmem kaç tane insanı suçlamaktan daha kolay.

Peki hiç ses çıkardınız mı ? Çoğunuz hayatınızdan memnun değilsiniz ama saçma sapan “Böyle gelmiş, böyle gider.” düşüncesine hapsolmuş bir şekilde, hiçbir şeye ses çıkarmıyorsunuz.
Ses çıkarmaktan kastım, sözde aydın geçinen gerizekalıların yaptığı gibi hiçbir etkisi olmayan pankart açıp, slogan atmayı kastetmiyorum.(Psikolojik harp tekniği falan biliyoruz ama benim dediğim konuda gram etkisi yok.) Veya terörist gibi ortalığı yakıp yıkmanızdan da bahsetmiyorum.
Bu sadece devletinize zarar verir. ( Bu konu baya uzun, başka bir yazıda açıklarım. Ya da azcık anlatayım)..

( Toplumda ne kadar AYDIN diye geçinen GERİZEKALI varsa.. Bu tür kışkırtıcılıklar, toplum düzenini bozan, tehlikeye atan ne varsa bu şerefsizlerin altından çıkıyor. Yabancı devletlere hizmet ediyorlar. Çoğu ünlülerde bunlardan. Jön türkler hesabı. Şu anda var,  İttihatçılardan.. Kendileri çok aydın, üstün, zekiler. Ve sayamadığım tüm kutsal şeylere sahipler. Bu tür canlıların tek derdi Batılılaşmak, iç karışıklık, kargaşa, KAOS çıkarmak ve Devleti yıkmak. Her fırsatta bu saydıklarımı yapmak için fırsat kolluyorlar. Başka hiçbir b.k yapamıyorlar. Tek dertleri bu .. )

Ses çıkarmıyorsunuz, itiraz etmiyorsunuz.Neden ? Hapse atılmaktan mı korkuyorsunuz ? Kolluk kuvvetlerinden mi korkuyorsunuz ? Onlarda sizin gibi insan. Nasıl 15 Temmuz da “Biz, kendi halkımıza, anamıza, babamıza, kardeşlerimize ateş edemeyiz.” diyenler varsa şimdi de var. Onlarda insan, onlarda sizin gibi yönetilmekten memnun değiller. 15 Temmuz da nasıl askerin, tankın önüne dikildiyseniz yine dikileceksiniz. Ama bu sefer hakkınızı aramak için, kargaşa veya iç savaş çıkarmak için değil. Gerçi böyle birşey olursa fırsat kollayan diğer devletler bu olayı gezi parkındakine benzetebilirler. Veya 15 Temmuz da kendi halkımız, askere zarar vermezken, askere taş atan PİÇLERİ içimize sokabilirler..

Tek yapmanız gereken hakkınızı aramak.İşi gücü bırakın 1 günlüğüne. (Merak etmeyin 1 gün işe gitmezseniz açlıktan ölmezsiniz.) Toplanıp en yetkili kişiye gidin. Her biri birbirinden değişik, yalnız kendi menfaatini düşünen 600 kişinin, sizi istemediğiniz bir şekilde yönetmesin dense, kendi kendinizi yönetmenizi isteyin.Kendi kendinizi yönetebileceğiniz bir sistem isteyin.
Sanmayın ki cumhuriyet halkın kendi kendisini yönetmesidir.Yok öyle birşey..Tamamen, baştan sona zırvalıktan ibaret.. O 600 kişi, “şunu şöyle yapalım”, “bunu böyle yapalım” veya “Siz nasıl isterseniz ? Söyleyin ona göre yapalım.” diyorlar mı, soruyorlar mı ? YOK..

Ayda yılda bir, saçma sapan birşey için referandum yaparlar o kadar. Kanun çıkarırken güya halka soruyorlar.( Bu konuları tam bilmesem de sorun değişmiyor. İstediğimiz gibi yönetilmiyoruz.) Daha doğrusu pek kanun çıkarmıyorlar/DEĞİŞTİRMİYORLAR. Bize sormuyorlar. Çünkü kanun hükmünde kararname diye bir zırvalığımız daha var. Ne isterlerse yapıyorlar.
Ya yeni bir sistem lazım ya da 600 kişidense gerçekten herkesi yönetimiyle memnun edecek, evrensel tek bir lider lazım.
Benim düşüncem bu yönde. Ve bencede en doğrusu bu. Siz bu konuyu pek düşünmemiş olabilirsiniz, imkansız geldiği için, yapılabilirliğinin olmadığını düşündüğünüz için..
Ama yapılabilir. O kadar yazdım.. Boşa mı yazdım.. Hiç mi birşey anlamadınız..
Canlı olan hücrenin, en büyük canlı olan vücudu oluşturması gibi bir hal yaşıyoruz. Belki 1-2 hücrenin çıkması pek etki etmeyebilir ama bir grup hücrenin bu denklemden çıkarılması felaket zararlar verebilir. Bizim amacımız zarar vermek değil. Aynı vücutta yaşıyorsak.. Memnun, istediğimiz şekilde yaşamak istiyoruz..

İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın.

Şeyh Edebali..

Nasıl aydınlanabiliriz sorusundan girdik ama yörünge birazcık saptı.Neyse..
Son olarak bir ekleme yapayım.( Aydınlanmadan hariç, son yazdıklarım hakkında.. Kusura bakmayın parantez açıp duruyorum ama anlamıyorsunuz ne yapayım..)

Bu yazdıklarım Canım Vatanım Türkiyeme başkaldırı değildir.Bu, yüzyıllardır süre gelen efendi-köle( Köleler 21.YY da işçi oluyor.İsim değişikliği..) ilişkisine baş kaldırıdır. Bu, sömürü ülkelerine.. İngiltere, Fransa, Almanya, ABD, Rusya’ya baş kaldırıdır..

BU HAREKET CİHANA BAŞ KALDIRIDIR..

Edit: Cihana baş kaldırı falan kalmadı.Elhamdülillah devletimiz şu an dünyaya baş kaldırıyor. 3. Cihan Harbi yakındır..

Cevap Yaz