TÜRK Derin Devleti: Devletin Gerçek Sahipleri

Şu an burada olduğunuza göre hepiniz az çok TÜRK Derin Devleti hakkında bir şeyler duymuşsunuzdur. Börü Budun, Selman Kayabaşı’nın bahsettiği Teşkilat, Halil Yaşar Kollu’nun bahsettiği Heyet, Teşkilat-ı Mahsusa, II.Abdülhamid Han’ın Yıldız Hafiye Teşkilatı, Kurtlar Vadisin de bahsedilen İhtiyarlar Heyeti ve Sır Katipleri.. İsimleri farklı olarak bahsedilse de hepsi aynı Teşkilat aslında.

Metehan’dan Sultan Alparslan’a Osman Bey’den Mustafa Kemal’e ve günümüze uzanan Devletin Gerçek Sahipleri hakkında sayısız bilgiler.

Çoğunuz Kurtlar Vadisinden aşinasınız buna. Bir çoğunuz da sadece bir dizi diyerek ciddiye almıyor olabilir ama sadece bir dizi olarak basite indirmek küçümsemek olur. Mafyadan başlayarak derin devlete doğru uzanması.. Devlet, Vatan ve Millet hakkında bize aşıladığı sevgi ile benim gözümde yeri çok başka..

Zira işlenilen konulara baktığınızda da kişiler ve olaylar küçük bir sapma gösterse de biraz araştırma ile gerçeğe ne kadar uyduğunu göreceksiniz. Tabii bir de zamanında Kurtlar Vadisinin senaryosunun yazılmasında Milli İstihbarat Teşkilat’ından(MİT) yardım alınması bu olayı daha da gerçekçi kılıyor.

İç içe geçmiş üç hilal sembolünü görmüşsünüzdür. Son zamanlarda sık kullanılmaya başlandı. Hepinizin dikkatini çekmiştir. Bu sembol ile milli bilincin uyanması açısından Devletimizin, Devletin Gerçek Sahipleri tarafından bilinçlendirilmeye başlanmamız, biz buradayız imajı vererek aslında yalnız olmadığımıza büyük bir vurgu yapılmaktadır.

Ben bu sembolden ilk olarak Oktan Keleş’in bir televizyon programında bahsetmesi ile haberdar oldum. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1924-1925 yani 1 yıllık tüm meclis zabıtları kayda alınıp, bir kitap haline getirilmiş ve bu kitaba da iç içe geçmiş üç hilal mührü vurulmuş. İç içe geçmiş üç hilal Devlet-i Ebed Müddet yani ebedi devlet şuurunu, bilincini, ruhunu temsil ediyor.

Tarihimizde 16 devlet yıkıp 17.sini kurduk, ama hiç devletsiz kalmadık. İşte bu Devlet-i Ebed Müddet fikri sayesindedir.

Tarihte en fazla devlet kurup yıkan milletiz. Aslında devletler yıkılmıyor sadece adı değişiyor. Bir devlet yıkıldıktan sonra diğer devlet sıfırdan kurulmuyor, bir önceki devletin temelleri üzerine kuruluyor.

Osmanlı Devleti Selçuklu Devletinin temelleri üzerine kurulmuştur. Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin sıfırdan değil de Osmanlı Devletinin temelleri üzerine kurulması gibi.. Türkiye Cumhuriyeti sıfırdan kurulmadı, Osmanlı devletinin temelleri üzerine kuruldu. Az biraz okuyup araştıran, tarih bilgisi olan kişiler bunun farkındadır.

Devlet-i Ebed Müddet, ebedi devlet, devletin bekası.. Ebediyete kadar sürecek bir devlet. İşte bizim gerçek davamız budur..

Tarihte hiç devletsiz kalmadık ve bunun bir üst akıl olmadan gerçekleşmesi çok ütopik bir hayal olur. Bazılarınız için Metehan’dan bu zamana bir Teşkilat tarafından yönetilme fikri hayal gibi gelse de bu dibine kadar gerçek bir olgudur.

Evrende her şey çift yaratılmıştır. Nasıl Masonlar veya Tapınak Şövalyeleri varsa aynı şekilde bizim de böyle bir örgütümüzün daha doğrusu Teşkilatımızın, Devletin Gerçek Sahiplerinin olması kaçınılmaz bir gerçektir..

Bilge Kağan’ın yanında Vezir Bilge Tonyukuk, Sultan Alparslan ve Melik Şah’ın yanında Nizamülmülk, Osman Beyin yanında Şeyh Edebali, Fatih Sultan Mehmet’in yanında Akşemseddin, Sultan Ahmet’in yanında Aziz Mahmut Hüdayi hzlerinin bulunması tesadüf mü ?

Kayı boyunun Orta Asya dan Anadolu’ya doğru uzanan göçü.. Bir tesadüf mü ?

Yıldırım Beyazıt ile Tirmulenk savaştı ve Beyazıt Han yenildi. Bu yenilgiden sonra Osmanlı Devleti Fetret Devrine girdi ve 11 yıl başsız kaldı. Enteresan olan şudur ki Osmanlı Devletinde şehzadeler arasında mücadele olmasına rağmen devlet hiçbir bozulmaya uğramadan 11 yıl ayakta kaldı. Peki o zaman devleti kim yönetiyordu . Bu bir tesadüf mü ?

Yıldırım Beyazıt ile Tirmulengin Ankara da savaşması bir tesadüf mü ?

Osmanlı ve Selçuklu Devletinde önemli Sadrazamların aynı soydan gelmesi bir tesadüf mü ?

Ve en önemlisi. Ankara’nın başkent olması.. bir tesadüf mü ? Bu bilgiyi ben ve ehli dışında kimse bilmiyor.. Bu zamana kadar size Milli Mücadele zamanında yunanlıların Anadolu’yu işgal etmesi ve Ankara geri çekilmemiz üzerine bilgiler verildi. Bu kısımda biraz yanlış.. Çünkü düşman zaten Ankara’daydı. Peki düşman püskürtüldükten sonra İstanbul neden tekrar başkent olmadı ? İstanbul hiçbir zaman başkent değildi ki. İstanbul sadece bir vitrin. Gerçek devlet her zaman Ankara’daydı..

Bir ipucu vereyim. Hacı Bayram-ı Veli hzleri.. 😉

Neyse bu ve diğer bütün her şeyi suikasta kurban gitmez isem zamanı geldiğinde anlatacağım. Takipte kalın..

Ha unutmadan. Şunu aklınızdan çıkarmayın.
İki kişinin bildiği sır değildir..

Bir Yanıt

  1. ertan 29 Mart 2018

Cevap Yaz