Platon Mağara Alegorisi: Zincirleri Kırın!

2500 yıl önce Platon, Mağara Alegorisi yani Mağara Benzetmesinden bahseder Devlet adlı kitabında.

Benzetme şudur: İnsanlar mağaraya zincirlenmiştir.

Sırtları mağara çıkışına dönüktür. Kafalarını hareket ettiremezler.

Bakabildikleri tek yer mağara duvarıdır ve duvarda yalnızca dışarıdan geçen insanların gölgelerini görebilirler.

Bir gün içlerinden birisi zincirlerinden kurtulur. Ama her tarafı uyuşmuştur, sendelemektedir çünkü çocukluğundan beri mağarada zincirli bir halde durmaktadır.

Acıda çekse, sendelese de yavaşça dışarıya çıkar. Gözleri karanlığa alıştığından dolayı dışarı çıkarken çok acı çeker. Gözleri kamaşır, etrafa bakamaz.

Yinede pes etmez, ne kadar acı çekerse çeksin gerçeği görmek için çabalamaya başlamıştır.

Etrafı keşfetmeye başlar. Her şey çok farklıdır, önceden görebildiği tek şey gölgelerdi.

Şu an ise gerçeği, her şeyin aslını görmeye başlamıştır.

Bakar ki mağaranın önünde ateş yanmaktadır. İnsanlar ateşin önünden geçtikçe gölge oluşmaktadır.

Anlar ki mağarada ömrü boyunca gerçek zannettiği gölgeler, aslında insanların, eşyaların bir yansımasıymış.

Bu arada ateşe çok ilgi gösterir, sonra aslında her şeyi aydınlatanın güneş olduğunu keşfeder.

Ama bir sorun vardır, tek başınadır. Gördüklerini, öğrendiklerini mağaradaki insanlara anlatmak ister. Hemen mağaraya depar atıp içeri girer.

Gözleri ışığa alıştığından dolayı mağaradaki yansımaları tam olarak ayırt edemez, ortama uyum sağlayamaz. Gördüklerini diğerlerine anlatmaya başlar.

Ama herkes karşı çıkar. Olur mu lan öyle şey gölge gerçektir başka gerçek yok derler.

Adam ne kadar anlatmaya çalışsa da kimse inanmaz, çok sert çıkışırlar. Hatta adamı dışlamaya başlarlar.

Adam gerçeği bilmektedir ama bunu insanlara anlatmak ister.

Çünkü diğer insanlar gerçeğe bilmez, ona iştirak etmezlerse gerçeğin hiçbir anlamı kalmaz.

Adam arkadaşlarını yalnız bırakmamak için daha doğrusu mağaradan ayrılıp yalnız kalmamak için mecburen orada durur.

Ama gerçeği bir kez görmüştür, gerçeği gördüğü içinde yansımalar onun için hiçbir anlam ifade etmemektedir.

Sürekli diğer insanlara gerçeği anlatmaya çalışır ama nafile.

En sonunda mağaradaki insanlar huzurumuzu bozuyo la bu diyip adamı öldürürler.

Bu öldürülen kimdir biliyor musunuz? Mağara alegorisini anlatan Platon’un hocası Sokrates.

Aslında sadece o değil, toplumu aydınlatmaya çalışırken toplum tarafından öldürülen tüm filozof ve düşünürler hatta peygamberlerdir mağara alegorisine konu olan.

Yaşadıklarımızın farklı bir evrendeki gerçekliğin yansımaları olduğunu anlatmış olabilir Platon. Bence benzetmeyi herkes kendi bulunduğu şartlara uyarlayabilir.

Bizde mağarayı farklı bir şekilde anlatalım. Zincirler: Toplumsal kurallardır. Gölgeler ise herkes tarafından benimsenmiş, sorgulanmamış doğrulardır.

Dünyadaki herkesin beyni toplumsal kurallarla zincirlenmiştir. Düşünceler onun dışına çıkamaz. Ama içlerinden bir insana bir şey olur.

Birden içinde merak uyanır, araştırmaya başlar. Bu araştırma ile zincirleri biraz gevşemiştir. Araştırdıkları ile düşünmeye başlar.

Düşünebilmesi içinde illa araştırması da gerekmez, etrafındakileri gözlemlemesi yeterli. Bu insan düşünmeye de başlayınca zincirlerinden kurtulur.

Ama bu insanda acı çekmeye başlar. Ulan zincirlerinden kurtulan herkes mi acı çekiyor, evet çekiyor. Neden biliyor musun?

Çünkü şu zamana kadar doğru bildiği her şeyin yalan olduğunu görüyor da ondan. Gerçekler acıtır. Ama bu delikanlı pes etmez. Her öğrendiği gerçek ona acı çektirse de yalan ile yaşamak istemez.

İlk başta gerçeğe doğru emekler, sonra adım atar, koşar, uçmaya başlar gerçekliğe doğru.

Sonra bakar yav tamam iyi hoşta gerçeği görmek bana yetmedi yalnız kaldım amünüyüm der.

Buda depar atar insanlara anlatmaya başlar. Anlatır, anlatır kimse inanmaz.

Aslında inanabilirler, zincirlerden kurtulmak onların elinde. Hah işte insanlar zincirlerden kurtulmak istemez.

Eğer zincirlerden kurtulurlarsa acı çekeceklerini bilirler. Bu yüzden ne gerek var deyip gerçek olmayan şeyleri gerçekmiş gibi kabul etmeye devam ederler acı çekmemek için.

İnsanların kalıplaşmış düşüncelerini değiştirmek kolay bir şey değil. Çoğu zaman rahatlarını bozmamak için reddeder, inanmazlar. Hatta çoğu zamanda saldırmaya başlarlar.

Amacım zincirlerden kurtulmak. Gerçeği görmek. Öldürülene kadar insanlara bunları anlatmak..

Zincirlerimizden kurtulmak dileği ile videoyu bitiriyorum, bitirdim.

Cevap Yaz