Fight Club Felsefesi

Fight Club Felsefesi yani filmden anladığım olay, konu şu. İnsanlar ne düşünüyor, ne yaptığını düşünüyor ne de yapmadığını düşünüyor. Aslında insanlar düşünmüyor. Hayata kendilerini o kadar kaptırmışlar ki hayat onları öyle bir noktaya getirmiş ki sanki düşünme yetileri ellerinden alınmış gibi.

Her gün işe gidiyorsun. Akşamları erken uyuyorsun. Ve bunun karşılığında aldığın tek şey koltuk takımı. Gerçekten acınası bir durumdasın.

Meal: Yani diyor ki… Biz ne için çalışıyoruz, işe gidiyoruz ? Hayatımızı idame ettirmek için. Giyim, barınma, yeme-içme, konfor vs. İhtiyaçlarımızı karşılamak için. Her gün işe gidiyoruz tüm bunları karşılamak için. Hatta akşamları erken uyuyorsun, her yönden kendini kısıtlıyorsun. Ne için ? İyi ve rahat yaşamak için. Peki bir insanın iyi ve rahat yaşaması için kendini kısması mı gerekir ? Bu birbiri ile zıt şeyler değil mi ? Tüm bu kısıtlamaları belirli ihtiyaçları karşılamak için yapıyoruz. Peki geri dönüp hiç baktık mı o ihtiyaçlar karşılanmış mı diye ? Hayır.

Yani sen tüm hayatını çalışmaya vereceksin, yemeyip-içmeyip biriktireceksin onu yapacaksın bunu yapacaksın sırf eşya alayım, ev alayım, araba alayım şunu alayım bunu alayım DİYE. Peki ne için ? Zaten tüm bunları kendimiz için, rahat etmemiz için yapıyorsak hayatı yaşanmaz hale getirip bir tane araba almayla hayatımızı zirveye çıkaramayız ki. Haksız mıyım ?

Ancak her şeyini kaybettikten sonra gerçekten özgür olabilirsin.

Bir zamanlar sahip olduğun şeyler gün gelir senin sahibin olur.

Yuva yapma iç güdülerine tutsak düşen tek ben değildim… Hepimizde Johanneshov markalı koltuktan var, yeşil çizgili Strinne deseniyle kaplı… Hepimizde Rislampa/Har markalı aynı kağıt lambadan var… Benimki artık bir konfeti… Çelik üstüne çinko kaplama Vild marka ayaklı saaatim. Tanrım ona sahip olmasam ölürüm…
Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar.
Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğun şeyler gün gelir senin sahibin olur.

Bir kaç alıntıyı birden yaptım, konuyla alakalı.

Zaten açıkça “sahip oldukların gün gelir sana sahip olur” cümlesi ile olay aydınlanıyor.Film bu aslında. Sürekli eşya alırsın, mal-mülk alırsın onu alırsın bunu alırsın. Her aldığın şeyde düşünecek çok daha fazla şeyin olur. Ve bir şeyler aldıkça bunun devamı gelir, peşine başka bir şeyler daha almaya başlarsın. Artık sadece maddesel düşünmeye başlamışsındır. Artık beynin, tüm hayatın, o aldığın şeylere bağlıdır. İlk başta sen onları satın almıştın. Ama sonra onlar seni satın almış oldu. Veya sen hiç satın almamıştın, başından beri onlar seni satın almıştı. Hemde üstüne para vererek..

Bir eşya alıyorsun. Şey diyim ben telefon satın aldım tamam mı. İphone 7. 4000 tl. Görünürde parayı verip telefonu alan benim. Ben telefonun sahibiyim, o da benim kölem. Ama şöyle bir zıt oran var ki aslında telefon benim sahibim, ben onun kölesiyim. Telefonun siyah rengini seçiyorum güzel görünsün diye ama kılıf kullanıyorum. Telefon su geçirmezdir ama ne olur ne olmaz diye suya sokmuyorumdur. Telefon düşer kırılır diye ona cam taktırıyorum, kılıf alıyorum. Hatta sigorta yaptıranlar var. Etrafımda ki kimseye telefonumu vermiyorum, düşer kırılır bir şey olur diye. Kıyafet giyerken telefonumu rahat ettireceğim, oynamayacağı, düşüp kırılmayacağı bir pantolon giyiyorum….. Bu liste uzar da uzar.

Telefonu alma amacım neydi benim ? Teknoloji, bilgi edinme, hız, stabil çalışması vs. Peki alma sebebim ile telefona davranış şeklimde paralellik görüyor musunuz ? Gidip ucuz bir telefon da alabilirdim. Telefon sırf beni rahat ettirsin diye sıkıntı çıkmasın diye o kadar para veriyorum. Veriyorum da ne oluyor ? Rahat olduğumu sanıyorum ama kazığa oturan benim. Beynimde ekstra yer açıp birde telefonu düşünüyorum. Düşünsenize aldığınız her ürünü böyle düşündüğünüzü. Kanepe al, bilgisayar al, kamera, televizyon, bulaşık makinesi, tıraş makinesi, araba, ev …. Ya bir insanın bu kadar gereksiz şeyleri düşünmesini sizin aklınız, mantığınız alıyor mu. Ölüp gideceğiz zaten..Ben telefonu alarak onun esiri oldum. Sahip olduğum telefon gün geldi bana sahip oldu. Tüm bu sahip olduğumuz şeyler olmazsa, düşüneceğimiz bir şey olmazsa o zaman gerçekten özgür olabiliriz.

Biraz dalgaya vurulmuş ama başka bir sitede bu konuda şöyle bir örnek verilmiş. Olay bu yani..

Ne der bize Fight Club felsefesi? Sen cüzdanındaki kartvizit, cebindeki para, giydiğin giysiler değilsin… Sonra da devam eder: bir gün gelir sahip oldukların sana sahip olmaya başlar! Sıfırda yaşamak gerçek özgürlüktür: reklamlarda gördüklerin, İkea kataloğunda baktıkların önemli değildir der! Size katılıyorum sevgili Fight Club üyeleri, kesinlikle! Ama, peki sonuç ne derseniz…

Sonuç işte bu: artık hiç bir yere sığdıramadığım ayakkabılarım! Gerçekten de bana sahip olmaya başladılar! Son zamanlarda ne düşünmeye başladım biliyor musunuz? Acaba deprem olursa bunları buradan nasıl çıkarabilirim? Çok zarar gelir mi? Ayakkabılarımı o başıboşlukta yağmalarlar mı?

Sanki deprem olursa en çok ihtiyacım olacak şey topuklu ayakkabıymış gibi! Ama olmuyor işte, hepsi birleşip ruhumu ele geçirmeye başladı bile, sürekli yanlarına arkadaş istiyorlar, kendileri gibi alımlı bir çift ayakkabı daha, bir tane daha ve daha…

Eskiden bütün bir seneyi boyunca 2-3 çift ayakkabıyla geçirir ve eksiklik hissetmezdim, ama şimdi 60 çift ayakkabım var ve hala kıyafetimin altına giyecek uygun ayakkabı bulmakta zorlanıyorum! İşte eşyalar sana sahip olmaya başlayınca böyle oluyor…

Alıntı

 

Bir gün öleceğinden korkmak yerine, işe bu gerçeği kabullenerek başlayabilirsin.

Yav adam(kitabın yazarı) öyle güzel tespitler yapıyor ki çok hoşuma gidiyor. (:

Hayatta değiştiremeyeceğiniz şeyler için üzülmeyin. Yazın berbere gitmiştim. Kafamı sıfıra vurduruyordum. Dedim kafamda biraz yamuk gibi sanki. Kötü gözüktü falan dedim, biraz moralim bozuldu. Berber olayı anladı tabii ve ” Yüzüme bak. Ben bu sıfatı değiştirebilir muyum ? Daha yakışıklı olabiliyor muyum ? Yok. O zaman hayatta hiçbir zaman değiştiremeyeceğin şeyler için üzülme” dedi. Adam haklı. Bu gerizekalılıktan başka bir şey değil. Ölümü değiştirebiliyor musun ? Yok. O zaman üzüleceğin, dert edeceğin bir şey de yok demektir. Ne yapalım oturup ağlayalım mı ? Ağlayınca veya herhangi başka bir şey yapınca ölüm değişecek mi, ertelenecek mi ? Yok. O zaman değişmesi elimizde olmayan, mümkün olmayan şeyler için üzülmüyoruz, düşünmüyoruz. Bir olay yaşandığında birisine böyle söylüyorum, tavsiye veriyorum ama ne yapayım üzülüyorum diyor. Akıl mantık işi değil. Değişmeyen bir şeye üzülmek nedir ya.

Ha yakının vefat eder falan üzülürsün, düşünürsün. O ayrı mesele. Adam vücudun da sürekli bir kusur buluyor, bir yerlerini beğenmiyor, keşke başka ırktan doğsaydım diyor, keşke başka zaman da yaşasaydım, şöyle olsaydı böyle olsaydı. E kardeşşş. Hiç biri senin elinde değil ki. Kafaya taksan da değişen bir şey yok, takmasan da. Ama takmaktan zevk alıyorsan sen bilirsin. Hayatını zindana çevirebilirsin…

Bütün dünyevi mülklerinizden ve arabanızdan vazgeçip şehrin zehirli atık semtindeki kiralık bir eve yerleşin.

Tüm hayatsal lükslerden vazgeçtiğinizde gerçek benliğinizi bulabilirsiniz. Hiçbir şeyin pahalısını, KALİTELİSİNİ almayın. Gidin en ucuz nerede, ne bulabiliyorsanız onu alın. Alın ve rahatlayın. Kafa yormayın..

 

Bulutlu bir gün, bu kadar yüksekte bile. Burası dünyanın en yüksek binası ve bu yükseklikte hava her zaman soğuk. Bu yükseklikte etraf o kadar sessiz ki, insan kendini o uzay maymunlarından biri sanıyor. Sana öğrettikleri küçük görevi yerini getiriyorsun.
Bir kolu çek.
Bir düğmeye bas.
Neyi neden yaptığını bilmiyor, sonra da ölüp gidiyorsun.

Alıntı

Açıklayacak daha bir şey yok. 2 ve 6. madde yetiyor. Ve alta ekleyeceğim söz.. Hepsini ben açıklamayayım, kendiniz üzerinde düşünün. Kafam bulanık saat 3.43 daha birşeyler yazmayayım. Gidin filmi izleyin adamı hasta etmeyin..

Her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeç. Bırak ne olacaksa olsun!

 

 

 

 

 

Cevap Yaz