Çok Düşünme Kafayı Yersin – Yalancının (:

Çok düşünme kafayı yersin ya da fazla düşünme kafayı yersin şeklinde milli bir sözümüz vardır. Artık bu sözden gına geldiği için “yeter ulen!” mahiyetinde sizlere bir şeyler anlatmak istiyorum.

Ben her konuyu inciğine cıncığına kadar düşündüğüm için bana sık sık çok düşünme kafayı yersin derler.

Ben hayatımda böyle mantıklı ve bir o kadar da mantıksız bir söz daha duymadım. Türk Milletinin üstünlüğü işte. Birde bunun psikolog versiyonu varmış. Bakınız: Ekşi Sözlük

Gelin beraber benim üstün zekam ile bu sözü enine boyuna inceleyip gerçekten insan çok düşününce kafayı yer mi yemez mi ona bakalım.

İlk önce şuna bir karar verelim. Çok düşünme kafayı yersin demekten maksat nedir ? Çok düşününce insanın ruhi bunalımlara girmesi ise bunun çözümü var, kişi bunalımdan çıkabilir. Yok bu sözden maksat delirmek ise ben hayatımda çok düşünüp de deliren bir tane insan görmedim. Onlar eğer dikkatlice incelenirse çok düşünmekten değil farklı etkilerden delirmişlerdir.

Bu sözün mantık ve mantıksızlığı bir arada barındırdığından bahsetmiştim. Mantıklı olarak gerçekten insan çok düşününce o kadar farklı bir halet-i ruhiyeye sahip oluyor ki bazen düşünürken ne düşündüğünü bile bilmiyor. Düşünceler içinde kıvranıp duruyor ve bu düşünceler çin işkencesi gibi insanı yiyip bitiriyor. Bu durumdan dolayı haklı bir söz.

Ama sözün mantıksızlığına değinecek olursak; içinde biraz, gerizekalı insanların “düşünebilme yetisine sahip olan insanları” kıskandığından dolayı böyle bir sözü söylediklerini ve kendileri gerizekalı olduklarından dolayı da muhteşem bir söz söylemeye çalışırlarken ne kadar komik düştüklerine değineyim.

Muhterem İnsanlar! Beynin, aklın en büyük özelliği nedir? Düşünebilmek , evet. Bu gerizekalı insanlar diyor ki çok düşünme kafayı yersin. Eğer beynin asıl işlevi düşünmek ise nasıl böyle bir etki yapabilir? Anlamanız için şöyle bir örnek vereyim. Ayakların bedeni taşımaktan sonraki en büyük işlevi nedir, yürümektir değil mi. Siz hiç “fazla yürüme ayağın bozulur” diye bir söz duydunuz mu? Yürüyen kişi durmaksızın sonsuza kadar yürümeyecek sonuçta. Yorulunca durup dinlenecek ve sonra yoluna devam edecek. Bu durumda ayağı neden bozulsun? Ayağı bozulsun ne demek yav, tövbeee.. Yürümek sağlıklıdır, kan akışını düzenler, ayakların güçlenip kuvvetlenmesini sağlar. Yani her türlü yararlıdır. Bu durumda yürümek neden zararlı olsun ?

Ya da siz hiç kolunu fazla kullanma bozulur diye bir şey duydunuz mu ? Çok su içme böbreklerin bozulur, çok nefes alma ciğerlerin bozulur falan ? Duymadınız mı ? Bende duymadım. Bu kadar saçma işte.

Yav kardeşim beynin işlevi düşünmek ise niye düşününce bozulsun, kişi kafayı yesin. Aksine insan düşündükçe gelişir, yeni ufuklara açılır, hayal gücü genişler, zekileşir vs vs. Her türlü faydası varken neden insanları düşünmekten soğutuyorsunuz ki.

İşte bunlar hep illumematinin oyunu..

Sırf insanlar düşünmesin, bir şeylerin farkına varmasın, hazır onlar düşünmüyorken biz devam edip onların sırtından geçinelim, onları sömürelim diyen, Duran Emmi’nin tabiriyle “kahpenin dölü” olan insanların götünden fışkırttığı saçma sapan bir söz: Çok düşünme kafayı yersin.

Buraya kadar güzel geldik. Biraz da düşüncenin nasıl oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Bende bilmiyorum nasıl oluşuyor ama düşünerek biraz bunun cevabını buldum. İslami olarak anlatacağım, baştan haber vereyim.

Yaratmak, bir şeyi yoktan var etmektir. Ağaçtan masa yapılması ise yaratmak değil yapmaktır. Kişi masayı ya da ağacı hiç bir malzeme olmadan yokluktan oluşturabilseydi bu yaratmak olurdu.

Bana göre düşünmek de bu olaya benziyor. Kişi bir düşünceyi yoktan var edemez. Olmayan bir şeyi düşünemez. “Karakelim” diye bir meyve varmış. Düşünün bakalım.. Düşünemiyorsunuz değil mi. En fazla “o ne la, nasıl bir şey, nerede yetişiyormuş, tadı nasıl” gibi şeyler düşünürsünüz. Var olan düşünce şekilleriyle var olmayan bir şeyi düşünmeye çalışıyorsunuz, haliyle hiç bir sonuç elde edemiyorsunuz. Şu zamana kadar hiç sorulmamış bir soru ile, bir düşünce ile bu “Karakelim’i” düşünebilir misiniz? Düşünemezsiniz. Çünkü yoktan bir soru oluşturamazsınız. Zaten Karakelim diye bir şey de yok ben uydurdum.

Kısaca demem o ki yoktan bir düşünce var edemiyoruz. Peki o zaman nasıl düşünüyoruz ?

Şu an her insanın yanın en az bir tane şeytan bulunuyor. Görevi kişiyi yoldan saptırmaktır. İnsan vücuduna girebilir, düşüncelere müdahale edebilir, vesvese verebilir.

İnsanın yanında melek de bulunur. Allah’ın cc adaleti üzere, madem şeytan insanı vesvese ile yoldan saptırmaya çalışıyor, o zaman Meleğin de “ilham” ile kişiyi doğru yola sokması gerekir. Gerekmez, zaten uğraşıyor varlık.

Şeytan ve Melek haricinde insanda ruh ve nefis de bulunur. Nefis sürekli kötülüğü emrediyor, insanı sürekli kötülük üzere düşünmeye sevk ediyor. Ruh ise garibim nefis varken pek sesi çıkmıyor ama o da sürekli ibadet edip, iyilik yapmak istiyor.

Saflar belli oluyor.

Şeytan ve nefis bir olup kötülüğü emrediyor.

Melek ve ruh da bir olup iyiliğe yönelmek istiyor.

İnsanın içinde 4 kuvvetinin savaşı var ve bildiğin fırtınalar kopuyor. Bitti mi ? Tabii ki bitmedi.

Bu 4’ünün haricinde başka dış etkenlerde bulunuyor, İNSAN!

Parapsikoloji’nin bir dalı olan, Telepati adı verilen zihin okuma ve karşı zihne müdahale ve manipüle etme yeteneği ile(her insanda bulunur), insanlar birbirlerine karşı bilerek veya bilmeyerek telepati uygulayarak birbirlerinin düşüncelerine müdahale edebilirler. Öyle ki Telepati ile rüyaya girmek bile mümkündür. Telepati İle Rüyaya Girmek – Youtube Video

Etti 5, 6. olarak da eğer bir kişiyi sürekli düşünürseniz, daha doğrusu kimi düşünürseniz aranızda manevi bir bağ oluşuyor. Düşündüğünüz kişinin karakterinden ve düşünce yapısından etkilenirsiniz..

Tüm bu 6 sebep birleşince kişinin zihni bildiğiniz harp alanına dönüyor.

Düşünce sıfırda oluşmaz dedim, iyilik ve kötülük dedim. Hah işte bunlar olmazsa insan düşünemez. İhtiyaç ve duygular kişiyi düşünmeye iter.

Şöyle düşünün.

Bir heykel olduğunuzu hayal edin. Ama aklınız var. Aklı olan bir Heykel’siniz. Ne düşünürsünüz ? Yani heykeller ne düşünebilir ? Yanına gelen insanları dinleyip, onların söylediklerini mi analiz eder ? Heykel ulan bu heykel ne düşünecek, hiçbir şey.

Heykelin bir ihtiyacı var mı, bir duygusu var mı. Yok. E o zaman düşünecek bir şeyi de olmaz.

Bu sefer insan olduğunuzu hayal edin.. (:

Yemek yeme ihtiyacınız olmasa, yemek ile alakalı şeyleri düşünür müsünüz ? Hayır. Yeme ihtiyacınız olmadığı için tuvalet ihtiyacınız da olmaz. Tuvalet ihtiyacınız olmadığından dolayı uyku haricinde abdestiniz de bozulmaz.

Yeme ihtiyacınız olmadığı için temel hayatta kalma iç güdünüz devre dışı kalır ve sadece hayatta kalmak için nasıl barınacağınızı düşünmeye başlarsınız.

Rastgele sadece yeme ihtiyacını denklemden çıkardım ve zincirin halkası gibi birbirini tetikledi. Daha yememenin kapitalizm, ekonomi ve siyasi ayaklarına bile değinmedim ama bu kadarı yeterli.

Yani neymiş ? Yeme ihtiyacınız yok ise bir çok şeyi düşünmekten kurtuluyormuşsunuz. Tabii düşünmeyi tetikleyen sadece temel ihtiyaçlar değil.

Nefis, ruh, şeytan ve melek den bahsettim. Amaç iyilik ve kötülük üzere hareket etmekti. Eğer bu temel iyilik ve kötülük diye bir şey olmasa idi (ki zaten yaptığımız her şey iyi ve kötü diye ayrılmıştır) düşünecek bir şeyimiz kalmaz hayvanlar gibi yaşardık.

Daha doğrusu, iyilik ve kötülük olmasa zaten yaratılmazdık.

Gerizekalı insanın, Çok düşünme kafayı yersin adlı saçma sözüne geri dönersek ve bu sözü “delilik” olarak analiz edersek.. Kişi fazla düşünme ile eğer akıl sınırına gelmediyse kati’yen delirmez. Evet ruhi bunalımlara girer, içinden çıkılamayacak gibi gelen düşünce fırtınalarına kapılabilir ama içindende çıkar dışından da çıkar.

Fazla düşünme insanı farklı boyuta götürür, farklı lezzetlere daldırır insanı. Biz arkadaşla birlikte düşünürdük. Hatta düşünmeye başlamadan önce “ustağğğ hadi beyin orgazmı yaşat bana” derdi rahmetlik.

Beynin sınırı ise yoktan bir düşünce var etmeye çalışmaktır. Tanrının şekli, şemali, gücü kudreti gibi O bildirmeden bilinemeyecek konuları düşünmek insanı sıkıntıya sokar. Bakın delirtir demiyorum. İnsanın bunları düşünmesi yine delirtmez lakin ki eğer dışarıdan farklı varlıkların müdahalesi olursa düşünen ve artık düşünemeyecek olan insanın sonu pek hayırlı olmaz.

Yine de delirmek bence güzel. Deli olmadan veli olunmaz denmiş. Ayrıca hesap kitap falan da yok. Muhteşem bence..

Yazı bu kadardı. Yine ne döktürdüm bee. Çekinmeyin iltifat edin..

Youtube Kanalıma da gelin, isteklerinizi de belirtin size zekamdan fışkırtayım..

Bir Yanıt

  1. Origame 1 Ağustos 2018

Cevap Yaz