Atatürk’ün Yazdığı Geometri Kitabı

Bu aslında bir “kitap” değil kılavuzdur.Zira zamanında ilkokul 4 ve 5. sınıflarda okutulmuş ve sadece 48 sayfa imiş.. Yani anlayacağınız giriş seviyesi. Ayrıca “ooo Atatürk geometri kitabı yazmış” diye de bahsedilecek türden bir şey değil. Kendisi ortaya bir kuram atmamış, var olan herhangi bir kuramı çürütmeye çalışmamış.Geometrinin temelini ihtiva etmiş diyelim. Size okulda bir metin verirler, okuyun, anladığınızı kendi cümlelerinizle yazın derler ya o hesap. Çok kötülemiş gibi oldum, biraz düzeltelim o zaman. (:

Tüm bunların haricinde kılavuz, eskiden kalma geometri terimlerini Türkçeye çevrilmesiyle asıl başarısını ortaya koymuş. Tabii ben dilin değişmesine karşı olduğum için bir başarı olarak göremeyeceğim maalesef. Aslında dil değişmedi, konuşma dili aynı. Şu an konuştuğumuz gibi Osmanlı zamanında da konuşuluyordu. Sadece yazım dili farklıydı.(Temel şeylerden bahsediyorum.) Ha Atatürk de yanlış olan milliyetçilik ideolojisine çok kendini kaptırıp öz Türkçeyi oluşturmak istemiş olabilir. Buna bende destek çıkarım ama diğer dillerden dilimize geçmiş kelimeler hala kullanılıyorken amacın tam da bu olmadığını düşünüyorum. Yoksa kendimizin Türkçe bir şey oluştururken ” çok oturgaçlı götürgeç” gibi saçma sapan şeyler uydurmasındansa diğer dillerden gelen kelimeleri kullanmak daha mantıklı geliyor bana. Eğer Atatürk’ün geometri kavramlarında yaptığı gibi gerçekten güzel bir şekilde Türkçeye çevrilseler hiç bir sıkıntı olmayacak.

Eeeee.. Ayrıca her ne kadar kitabın çok bilimsel bir şey olduğunu kabul etmesem de dili harbiden güzel.Biraz inceledim..Geometri ile pek aram olmasa da verdiği örnekler ve anlatış tarzı sıradan halk dili gibi olduğu için çok da güzel anladım.Dili, şu an ki okul kitaplarında veya diğer kaynaklarda kullanıldığı gibi resmi,itici ve basma kalıp değil.

Nefret ediyorum yalandan güzel konuşacağım diye hiçbir şey anlaşılmayan cümleler kurulmasından. Bakın Atatürk “daire” yerine “dayire” demiş ki bence çok da güzel demiş adam. Yani madem okunduğu gibi yazılıyor bizim “dilimiz”, niye o zaman diretiyorsunuz farklı yazmaya ? Tren değil de tiren desek? Ayrıca güya “eğitimlilerin” sokak ağzı diye tabir ettiği şekilde konuşan halka gülmesini engellesek iyi olmaz mı.. Hatta engelleyecek bir şey yok ortada. Eğitimliyi tırnak içinde almam dan zaten onları kale almadığımı anlamışsınızdır. Aha kaale yazacaktım kale yaz diye uyarı verdi. Kale ne lan.. Güzel Türkçe konuşulacak diye iyice bozuyorlar kardeşim. Çoğu kullanılan şey yabancı kökenli, sonra artistlik yapıyorsunuz Türkçe konuşuyoruz diye. Savunsanıza şimdi Atatürk’ün dayire demesini. Bakın ben bile savunuyorum…

Elinize geçerse hatta geçmese bile alıp okumanızı tavsiye ederim. Hani o kadar kitap karıştırırsınız hiçbir şey anlamazsınız ama tesadüf eseri başka bir eser bulursunuz ve anlatılanları en adam akıllı o anlatmıştır ve gerçekten olayı anlamışsınızdır. Bu kılavuz da öyle bir şey….    Yine de kitap diyeyim içime sinmedi.. Ya da eser işte her neyse..

Bir kaç örnek vereyim de bitireyim. Aşağıdakiler, sondaki cümle hariç  a buradan alıntıdır.

 

 

Atatürk GeometriAtatürk Geometri

 

 

Asım Us anlatıyor:

“Atatürk, (Elâziz) seyahati esnasında Sivas’a uğradı. Burada bir okulda (Sivas
Lisesi) talebeyi imtihan ederken Hendese (Geometri) terimlerinin halâ
eskisi gibi devam ettiğini görmüş. Resimler üzerinde gama, delta gibi
harfler konulmuş. Bundan canı sıkılmış. Derhal, Atatürk’ün yanında
bulunan Celal Bayar, Millî Eğitim Bakanı Saffet Arıkan’a yazdığı bir
telgrafla bu kitapların okullardan kaldırılmasını bildirmiş. Meğer
evvelce verilen bir karara göre kitapların eski tarzda basılmakla
beraber yeni terimlerin de liste şeklinde kitaba eklenmesi
gerekiyormuş. Devlet Basımevi bu eki yetiştiremediği için okullara
gönderilememiş.
Başbakan Celal Bayar, Millî Eğitim Bakanına bu Hendese kitabının kaldırılmasını bildirince, Saffet Arıkan’ın cevabı şu
oldu: “İlk irşadınıza bendeniz mazhar oldum.”
(Us, Asım: Asım Us’un Hatıra Notları, 1966, s. 232, 234)

 

Anlayacağınız o zamanda milli eğitim …… mış.. (:

 

Cevap Yaz